16.3.13

Game Of Thrones (1.sezon)


Ben uzun süre, etrafımdaki şiddetli tavsiyelere rağmen Game Of Thrones'u izlemekten kaçındım. Sebebi ise gördüğüm birkaç sahneden ötürü önyargılı davranıp, diziyi içerik itibari ile fena halde 'Spartacus'a benzetmemdi. Aslında Spartacus'un ilk sezonunu fena bulmamış, hepsini izlemiş hatta başroldeki rahmetli 'Andy Whitfield' a bayılmıştım. Sonraki sezonlara birtürlü ısınamamış, bırakmıştım sonra. 

Artık tavsiyeler iyice şiddetini artırınca, imdb puanları tavan yapınca, daha fazla inada gerek yok, gel izleyelim dedim kendime ve ilk sezonu ne olduğunu anlamadan hüpletiverdik. Ben kendimi o kadar kaptırdımki, hemen gittim, George R.R. Martin'in yazdığı serinin diziyle aynı isimli ilk kitabını da alıverdim. Kitabı okumaya başladığımda, neredeyse sahne sahne, bölüm bölüm diziyle birebir örtüşen bir kitap olduğunu da anlamış bulundum. Böylesine kitabına sadık olan bir senaryo görmedim daha, neredeyse fark yok. Sanki elimde dizinin senaryosunu tutuyordum, o derece. Bunun en büyük sebebi, dizinin yazarı George R.R. Martin'in senaryo ekibinde yer alması. Ayrıca kitabını yapımcılara emanet ederken bir çok da söz verditmiş, hiçbirşeyden kaçınmayacaklarına, kitabı çok değiştirtmeyeceklerine, özüne sadık kalacaklarına dair. İyiki de öyle yapmış, ortaya çıkan işin bu derece kaliteli olmasının en büyük sebebi budur. Diğer sebebi de projeyi her yapımıyla yüzümüzü güldüren HBO'nun alması olsa gerek. İlk önce seiriyi film yapma teklifleri gelmiş, kabul etmemiş G.R.R.M., sonrasında HBO yapımcıları David Benioff ve Dan Weiss'in tekliflerine hayır diyememiş.

Biraz yazarımız George R.R. Martin'den bahsedelim hadi, ne de olsa bu dünyanın yaratıcısı o. Öncelikle şunu belirtmeliyim, kendi dünyalarını yaratacak kadar deli yaratıcı olan insanlara hayranım, hayranlıktan öte tapıyorum onlara. Yepyeni bir dünya yaratıp, değişik insanlar, yaratıklar koyuyorsun içine, yetmiyor, onların konuşacakları dilleri bile yaratıyorsun, sonra işin içine türlü türlü konular, entrikalar, aksiyon ve heyecan koyuyorsun, deli misin be adam. Bu adamların en kodamanı J.R. Tolkien idi, herkeslerin bildiği üzere. Bizim yazarımız da sıkı bir Tolkien hayranı zaten. Yarattığı dünya zaten Tolkien'in dünyasına çok benziyor ama az biraz daha gerçeğe yakın bir dünya bu. Sanki büyüklere masallar anlatmış kitaplarında, o bildiğimiz prensli prensesli, kötü cadılı masalların aşmış hali Game of Thrones.

George Raymond Richard Martin, 20 Eylül 1948'de New Jersey'de doğar. (Böyle yaratıcı olmak için üç,dört isim mi gerekiyor acaba?) Darleen ve Janet adında iki de kızkardeşi vardır. Yoksul bir ailede büyüyen Martin çok küçük yaşlarda yazmaya başlar. Önce arkadaşlarına küçük hayalet hikayeleri yazar ve birkaç peniye satar. Ortaokul yıllarında çizgi roman hayranı olur, Marvel yayınlarının tüm kahramanlarının hayranıdır. İlk profesyonel satışını 1970 de 21 yaşında iken 'the Hero' isimli hikayesi ile Galaxy'e yapar. Diğer hikayeler de bunu izler. 1970 de Northwern Üniversitesi Gazetecilik bölümüne başlar. 1975 de evlenir ama 4 yıl sonra çocuk olmadan boşanırlar, böylece tam zamanlı yazarlığa başlar. 1986 da Hollywood'a taşınır, sebebi CBS televizyonunda 'Twilight Zone' un editörü olmasıdır. Ardından 1987'de benim de çocukken izlemekten büyük keyif aldığım dizi 'Beauty and the Beast' in hikaye danışmanlığı gelir, 1987 de dizinin yapımcılarından biri olur.  Şimdilerde New Mexico, Santa Fe'de oturmakta olan pek tipsiz ama pek zeki yazarımız , bizim 7 kitaplık serinin kalan iki kitabını bitirmekle meşgul.

Bizim dizimizin kitap serisinin adı 'A Song of Ice and Fire' aslında, diziye serinin ilk kitabının adını 'Game of Thrones (Taht Oyunları)' vermişler. Seri aşağıdaki kitaplardan oluşuyor. Her biri bir sezon olmak üzere planlanıyor. Yazar şu an altıncı kitabı yazıyor. Son iki kitabı dizinin hızına yetiştirebilecek mi, büyük merak konusu bu.

a game of thrones (1996)
a clash of kings (1999)
a storm of swords (2000)
a feast for crows (2005)
a dance with dragons (2011)
the winds of winter (yazıyor)
a dream of spring (???)


"En sevdiğim şeylerden biri -yazar olduğum kadar aç gözlü bir okuyucuyum-kitapların beni şaşırtması ve ilerisini önceden kesirmeme izin vermemesidir" diyor bir röportajında. Bu yüzden de kitaplarında 
en baba karakterler patır patır dökülüyor, asla ölmez dedikleriniz, asla olmaz dedikleriniz karşısında olanlardan sonra şok oluyorsunuz. (Bakınız S01E09)


Yazının bundan sonrası şiddetli bir şekilde spoiler içeriyor. Diziyi izlemeye ya da kitabını okumaya niyetliyseniz sakın okumayın.

İlk Sezon Karakterleri:


Eddard(Ned) Stark: Kışyarı'nın başındaki bu onurlu ve cesur adamı Sean Bean canlandırıyor. Stark'lar kuzeyi ve soğuğu seven onurlu bir aile. Abisi Brandon, Targaryenler tarafından öldürüldükten sonra onunla evlendirilmesi planlanan Catelyn'le evleniyor ve beş çocuk sahibi oluyor Kışyarı'nda. Kral gelip Kral yardımcısı (Kral Eli) olmasını isteyene kadar da Kışyarı'nda mutlu, huzurlu ve onurlu bir hayatı oluyor. Kral Eli olduktan sonra eski dostu, şimdiki Kralı Robert'ın pek değiştiğini, cesur bir savaşçıyken, fahişelere ve içkilere düşkün göbekli bir adam olduğunu gördükçe, krallığı düzeltmeye çalışsa da çabaları pek işe yaramıyor.

Yazar George R.R. Martin böylesine önemli karakterlerini hiç gözünü kırpmadan harcıyor. 'Ona birşey olmaz dediğim' Eddard Stark da malesef onlardan biri. Sean Benn, The Lord of The Rings'de Boromir'e ne kadar yakışmışsa, Game of Thrones'da da  Eddard Stark rolüne o kadar yakışmış. Adam yanlış yüzyılda doğmuş, eline kılıç o kadar yakışıyorki. Çok yazık oldu erken gidişi, ben hiç alışamadım. Aslında yazarların bazı karakterlerine acımasız olmasını severim de, bu adamı harcamayaydı iyidi.

Catelyn Stark: Ned ile evlenmeden önce güneyde yer alan Nehirova'nın liderlerinin kızı. Aslında Ned'in abisi ile evlenicekken, o ölünce, kardeşi Ned ile evleniyor. Yine de ona aşık, hakkettiği sevgiyi ve hayatı veriyor kocasına. Tam da bir leydi. Tek sorun, uzun savaş ayrılıkları sonrasında Eddard'ın kışyarına getirdiği, başka bir ilişkiden olduğunu söylediği oğlu Jon'a karşı davranışları. Çocuğu eziyor da eziyor. İnsanın sinirini bozuyor. Role acayip ötesi yakışan Michelle Fairley'i nedense ben hiç sevemedim, hala da sevemiyorum. Olmuyor. Bu kadın pek soğuk, oynadığı karakter Catelyn de soğuk, kışyarına pek yakışıyor.

Robb Stark: Kitapta 14-15 yaşında, muhtemelen dizide çok daha büyük olan Robb, Eddard ve Catelyn Strak'ın en büyük oğlu. O da babası gibi oldukça cesur, onurlu bir lider olacak gibi duruyor. Babası ve kızkardeşleri kralla birlikte  Kral Rıhtımına gidince, annesi de Tyrion'u esir alarak oradan oraya koşuştururken, Robb Kışyarını idare ediyor, kardeşi Bran'e abilik yapıyor. 1.seonun sonlarına doğru içinden liderlik fışkırıyor.




Sansa Stark: Günümüz Justin Bieber hayranlarının bu dünyadaki dışavurmuş hali. Kışyarına gelen pis bakışlı Kralın oğlu Joffrey'e ilk görüşte aşık oluyor. Evlenmek istiyom da istiyom diye annesinin başının etini yiyor. Krallığa giden yolda, ağzı kulaklarında prens Joffrey ile takılırken, Joffrey'nin işgüzarlığı sonrası kurdu Lady'den oluyor. Ama hala aklı başına gelmiyor. Sonra babasını kaybedince anlıyor Anyayı Konyayı.



Bran Stark: En sevdiğim karakterlerden biri. Tırmanmayı çok seven, Stark'ların onurlu ve asil duruşuna sahip Bran, 8 yaşında (dizide 10 yaşında ). En çok sevdiği şey ise duvarlara, ağaçlara, kulelere tırmanmak. Annesi tırmanmasını yasaklamasına rağmen yine de kendine engel olamayıp, bir zamanlar gözetleme kulesi olarak kullanılan Yıkık Kule'ye tırmandığında, şahit olmaması gereken bir olaya tanık olunca (hain ikiz kardeşler Jaime ve Cersei Lannisterları uygunsuz pozisyonda görünce) Jaime tarafından acımasızca kuleden itiliyor. Haftalarca komada kaldıktan sonra uyansa da, sakat kalıp bir daha yürüyemiyor canım Bran'im.

Arya Stark: En favori Stark kızı. Ablası Sansa'nın tam zıttı olan Arya tam bir erkek fatma. Dövüşmeyi ve kılıç savurmayı, bebeklerle oynamaya tercih ediyor. Ablası Sansa'nın tersine prens Joffrey'den nefret ediyor. Kasabın oğlu ile kılıç antremanı yaparken, onları gören prens, onlara sataşınca, kurdu Nymeria, prensi ısırıyor. Bu olaydan sonra, prensin kurdunu öldürmesinden korkan Arya, Nymeria'ya zorla ormana gönderiyor. Nitekim haklı çıkıyor, hırsını Nymeria'dan alamayan prens, Sansa'nın kurdu Lady'yi öldürtüyor. Bununla da yetinmiyor, kasabın oğlu da canından oluyor.  Arya Krallıkta boş durmuyor, Jon'un ona hediye ettiği 'İğne' adını verdiği kılıçla, dans ve kılıç ustası Bravos'lu Syrio Forel'den dersler alıyor.

Jon Snow: Bir zamanlar Ned Stark'ın bir sefer dönüşünde yanında getirdiği piç oğlu Jon. Bu dünyada Piç çocuklar, babalarının soyadını alamıyor. Soyadları Snow(Kar) oluyor. Kitaptan anladığımıza göre, her bölgede farklı soyadları alıyorlar. Kartal yuvasındaki bir piçin soyadı Taş'tı mesela. Üveyannesi Catelyn Stark, ona tam bir pislik muamelesi yapıp yüzüne bakmasa da, hep doğruları yapmaya çalışan, asil bir çocuk Jon Snow da. En çok Arya'yı seviyor ama tüm kardeşleri ile arası çok iyi. Yine de Kışyarı'nda ezileceğime, tüm zevklerden mahrum kalan ve deli soğukta yaşayan, kendilerini o dünyanın sınırı kabul edilen Sur'u koruyan Gece Nöbetçileri'ne katılırım diyor ve ayrılıyor Kış Yarı'ndan. 14 yaşında ama dizide çok daha büyük görünüyor.





Jaime Lannister:  Sıra geldi kötülere. En yakışıklı kötü dalında birinciliği Jaime Lannister'a veriyoruz. İkiz kardeşi kralın karısı Cersei ile pek yakınlar. Zaten Lannister'lar, ilişkiye gireceklerse bile kendilerinden birini tercih ediyorlar, ama bu kadarı da fazla, neyse... Cersei ile beraberken onları gören Bran'i acımasızca yüksek kuleden aşağı itiyor, o kadar da kötü kalpli. Lannisterlar genelde hain, kurnaz ve kibirli olmaları ile meşhur. Ned de fena halde Jaime'den nefret ediyor, geçmişte Ned'in babası ve abisi, deli kral Targaryen tarafından öldürülürken kralın yanında yer alır Jaime (o zamanlar Kral koruyucusudur). Sonrasında baktı gördü ki Deli Kral yeniliyor, savaşı Robert ve Ned kazanıyor, hançeriyle Deli Kral'ı sırtından bıçaklıyor. Bu yüzden de lakabı 'Kingslayer (Kral katili)' olarak kalıyor. Bu biraz geçmişe dair karışık bir mevzu, Lannister'lar deli kral Targaryen, yenilmesine yakın hep onun yanında yer almışlar, onun devrileceğini anlayınca hemen saf değiştirmişler.


Jamie'yi Danimarkalı aktör Nikolaj Coster-Waldau canlandırıyor. Çok başarılı bence. Ben bu adamı bir de Hodejegerne isimli Danimarka filminde izlemiştim, orada da süperdi. Bu adamı fena halde Shrek'in yakışıklı prensine benzettim, hatta onu Jaime'ye bakarak çizmişler sanki. Karakter de tip de fena halde benziyor. Ben de bunu ilk ben keşfettim sanıyorum, adam zaten pilot çekimlerde zırhını giyince,    ilk olarak kendini Shrek'teki prense benzetmiş. (linki burada)

Cersei Lannister:  Bildiğin masallardaki cadının güzel bir yüz ve vücutla vuku bulmuş hali. Jaime'nin ikiz kardeşi, kral Robert'in eşi ama Robert'la araları buuuzzz gibi. Robert, gençken sevdiği Ned'in kızkardeşi Lyanna'yı unutamadığı için Cersei'ye hiç yanaşmamış bile. Cersei'nin pek umru değil, zaten ikiz kardeşi ile idare ediyor. 3 çocuğu var, büyüğü prens Joffrey. İki de ufaklık, Myrcella ve Tommen. Onların da kimden olduğu malum.
Kitapta çok çok güzel tasvir edilen Cersei'yi Lena Headey canlandırıyor. Sanki çok daha güzel olmalıydı gibi geliyor bana ama Lena Headey de kibirli ve hırslı Cersei'yi çok güzel canlandırıyor. 


Tyrion Lannister: Lannister kardeşlerin en çirkini ama en sevimlisi ve en zekisi. Aynı zamanda en kibirsiz ve en az hain olanı (sanırım, ilk sezon için öyle) Ailesinin, özellikle babasının sevgisizliğini, bol bol kitap okuyup kafasını çalıştırarak telafi ediyor. Ailesi onu genelde dışlasa da Kral Katili Jaime, Tyrion'a oldukça düşkün bence.  Fahişelere ve biraya çok düşkün Tyrion (ama kitapta o kadar değil, mesela Shea ile birlikte olduğunda son bir yıldır kimseyle olmamıştı diyor kitapta, oysa dizide devamlı fahişelerle beraber görüyoruz onu) İlk sezonda çok çekiyor Catherine Stark'dan. Oğlunu yatağında komadayken öldürmeye çalışan adamın üstünden Tyrion'un hançeri çıkınca, Catherine kaçırıyor küçük adamı, esir ediyor, Hatta kızkardeşi Lysa'nın ve eski ölmüş kral eli Jon Aryn'in dağların en tepelerinde yer alan Kartal Yuvası isimli Krallığına götürüyor. Tyrion, yine zekasının sayesine kurtulabiliyor oradan.
Tyrion'ı, muhteşem bir şekilde canlandıran Peter Dinklage'i ayakta alkışlıyorum, adam muhteşem. 

Daenerys Targaryen: Kitabın en ilgi çekici karakteri. Kısaca Dany de denilen Daenerys ve abisi Viserys, sağ kalan son iki Targaryen. Targaryenler ejderha soyundan gelenler. Viserys, takıntılı bir şekilde Yedi Krallığı ele geçirmek istiyor. Elinde hiçbirşey olmadığı için de, tek sahip olduğu da çok kötü davrandığı, durmadan ezdiği kardeşi Dany olunca, onu Dothraki lideri Khal Drogo'ya, ona zafer getirecek bir ordu karşılığınca satıyor. Dany'nin Khal Drogo ile evlenmesi onun için dönüm noktası oluyor. Başlarda ondan çok korksa da zamanla ona ve Dothraki geleneklerine alışıp, resmen kendini buluyor. Sonrasında abisinin kötülükleri karşısında artık ezilmesine gerek kalmıyor, o bir Khallesidir artık. İçindeki liderlik özelliği ortaya çıkıyor ve Khal Drogo'yu çok seviyor. Ama hikaye ilerledikçe bu sevgi, acıklı bir aşk hikayesine dönüşüyor. Düğününde hediye edilen 3 ejderha yumurtasına gözü gibi bakıyor, sezon sonunda bu ilgisinin karşılığını da alıyor. Daenerys'i, 87 doğumlu taş insan Emilia Clarke canlandırıyor. 

*********************************************************************************
Şimdi kısaca bölümlere göz atalım. 

İlk Sezon Bölümleri:

Sezon 1 Bölüm 1: Winter is Coming


Yazların on yıllar, dehşetli ve soğuk kışların bir insan ömrü sürebildiği bir diyardayız. Mevzuya dahil olduğumuz zamanda kışın gelmesine az kalmış, herkesin dilinde aynı şey: 'Winter is coming' (Kış Geliyor)

İlk bölüm, Yedi Krallık'ı koruyan Sur'dan çıkan gece nöbetçileri ile başlıyor, kitapta az daha ayrıntılı, dizide daha özet anlatılan sahnede, o gece garip bir şeyler oluyor.  Gece nöbetçileri 'Ötekiler' dedikleri Sur'un diğer tarafında yaşadıkları söylenen  doğaüstü güçleri olan yaratıkları görüyorlar. Nöbetçilerden biri canlı olarak kaçabilmeyi başarabiliyor. 

Ama gece nöbetçilerinin kaçmasının cezası ölüm. Kışyarı'nın başındaki Ned Stark bu cezayı kendi elleriyle vermek zorunda. Ned Stark, 5 meşru çocuğu (Rickon, Bran, Arya, Sansa, Robb), bir de piç çocuğu olan (Jon Snow (Kar) -piçlerin soyadı bu olurmuş bu dünyada-) Ned, Kışyarının başındaki onurlu, cesur, adam gibi bir adam. Eşi Catelyn de şahane bir leydi, lakin kendisi Jon Kar'ı hiç sevmiyor, sevmemekle kalmayıp fırsat buldu mu eziyor da eziyor. Jon garibim de her türlü ezilmeye bağışıklık kazanmış çok iyi yürekli bir çocuk. hiç anne sevgisi görememiş olsa da kardeşleri ile arası çok iyi. Neyse bu bölümde, Kral Robert Kışyarı'nı ziyarete geliyor. Kral Eli dedikleri kral yardımcısı öldüğü için boş kalan görevi Ned'e teklif etmek üzere, kraliyet tüm takım geliyor. Kral Ned'in eski dostudur. Şimdi ise göbekli bir keyif adamı olmuştur. Lannister'lardan Cersei ile evlidir. Kadın Lannister soyunun özelliğine uyan dehşet güzel bir kadındır, bir o kadar da hain bakışlıdır. Yanında ikiz kardeşi Jaime ve kardeşleri Tyrion da vardır. Tyrion Lannister ailesinin genel görünüşünün aksine, bir cücedir. Dolayısı ile küçüklüğünden beri dışlanmışlığa alışık olarak yaşamaktadır. Fakat çok bilgilidir, mümkün olduğunca kitap okur aynı zamanda kadınlara ve alkole de pek düşkündür. Cersei'nin tipik bir Lannister olan oğlu prens  Joffrey'nin Sansa ile evlendirilmesi düşünülmektedir.

Dar denizin ötesinde Pentos'ta , iki sarı kafalı Targaryen kardeş vardır (Daenerys ve Viserys), çok eskiden şimdi Starkların olan yerlerin hükümdar ailesi iken oralardan kovulmuşlardır. Erkek kardeş Viserys'in tek amacı bir ordu toplayıp topraklarını geri almaktır. bunun için kızkardeşini pek vahşi bir toplum olan Dothrakiler'in başındaki Khal Drogo'ya satar.

Çok iyi bir tırmanıcı olan Stark'ın küçük oğlu Bran, en sevdiği yer olan Yıkık Kule'ye tırmandığında görmemesi gereken şeylere tanık olur. Kraliçe Cersei ile ikiz kardeşi Jaime'i pek hoş olmayan pozisyonlarda görür. Bu tanıklığını farkeden Jaime, bizzat kendi elleriyle ve kendi tabiriyle 'aşk için' Bran'i kuleden aşağıya atar.

İlk bölümde en sevdiğim replik Jon Kar ile Tyrion arasında geçer:
- Kim olduğunu asla unutma. Böylece dünyanın geri kalanı da unutmaz seni. bunu bir zırh gibi kuşan, böylece seni incitmek için kullanılamaz. 
- Bir piç olmaktan ne anlarsın ki?
- Bütün cüceler babalarının gözünde birer piçtir. 

Sezon 1 Bölüm 2: The King's Road


Bran kuleden düştükten sonra ölmemiş, ama uzun bir uykuya dalmıştır. Çocuk bu uzun uykudan uyansa bile belinden aşağısı sakat kalacaktır. Catherine Stark Bran'in başından biran olsun ayrılmaz.
(Bu arada şu aşamaya kadar, dizinin kitaptan en büyük farkı, kitapta resmen kralla gitmesi için Ned Stark'ı gaza getiren Catherine'nin dizide tam tersi biçimde ona engel olmak istemesi, gitmemesi için ısrar etmesi.) 

Kral ve ecdadı yola çıkmak üzeredir. Dolayısıyla kızlar ve Ned Stark da yol hazırlıklarına başlamışlardır. Arya, hiç gitmek istemeyerek zoraki hazırlık yaparken, Jon ona çok güzel bir ayrılık hediyesi verir, tam da Arya'ya uygun bir hediye olan, Arya'nın vücuduna göre yapılmış özel kılıcın adını 'İğne' koyar Arya. Jon Snow ve Arya arasında özel bir bağ var, birbirlerini çok sevmektedir iki kardeş. bu arada  Jon Snow da, kendini bir yabancı hissettiği Kış yarı'ndan ayrılmayı kafayı koymuştur. Amacı amcası Benjen'in aralarında olduğu Sur'daki Gece Bekçilerine katılmaktır. Gece Bekçilerinin görevi, öteki dünya ile arada sınır olan Sur'u ötekilere ya da 'ak yürüyenler' de deniyor aralarda, onlara ve tehlikeli şeylere karşı korumaktır. Ama Gece Bekçisi olmak kolay değildir. Tüm dünyevi zevklerden vazgeçip, kendilerini Sur'a adarlar, zaten çoğu da suç işledikten sonra ya ceza ya da sur diye seçenek sunulan genç çocuklardır. Çoğu ellerinin kesilmesindense ya da ölmektense Sur'u tercih ederler.

Saraya gidecekler yola çıktıktan sonra, bir gece Bran'i bir adam öldürmeye gelir. Catherine Stark ve Bran'in kurdu sayesinde amacına ulaşamaz. Bu durumda Catherine Bran'in kazara düşmediğini anlar, bunu Ned'e iletmek için onun da saraya doğru gizlice yola çıkması gerekmektedir.

Saray'a giden kral yolunda hoş şeyler olmaz. Kitabın ya da dizinin yüreğimi en çok burkan üzücü olayları yolda gerçekleşir. Bir gün Arya ve arkadaşı olan kasabın oğlu tahta kılıçlarla nehir kenarında antreman yaparlarken pis bakışlı küçük prens Jeoffrey ve prense aşık Sansa çıkar karşılarına. Jeoffrey, hemen kılıcına davranıp kasabın oğlunu paralar, tam ona zarar verecekken Arya tahta kılıcıyla pataklar prensi. Prens neye uğradığını şaşırır, Arya'ya fena halde kılıç savurmaya başlayınca Arya'nın ulu kurdu Nymeria, Prensin kolunu bir ısırıkla halleder. Tabiii bunun cezası fena olur. Arya ulu kurdunu ormana gitmesi için zorlar, onu bulamazlar ama kabak Sansa'nın kibar kurdu 'Leydi' ye patlar. Eee Sansa hanım kavgada kardeşinize taraf olmazsanız böyle olur işte. ama Ned'in kurdu öldürmesi pek zor olur, en güzel sahne son sahne, kurdun ölmesi ile birlikte Bran de uyanır.

Dar Deniz'in ötesinde, yollarda at sırtında acı çeken, Khal Drogo'nun kaba davranışlarına maruz kalan  Khalesi'miz Dany, bu iş böyle gitmez der, Khal Drogo'yu memnun etmenin yollarını öğrenir, adamı kendine aşık eder, zaten Dany de aşık olunmucak gibi değildir, bir içim sudur, cesaret de gelince tam  kraliçe olur.        

Sezon 1 Bölüm 3: Lord Snow


Kral ve ekibi, Ned ve kızları saraya varırlar bu bölümde. Ned gelir gelmez hemen konseye çağırılır. Konseyde, Kral Robert'ın kardeşi Renly Beratheon, Yüce üstat Pycelle, Serçeparmak Petyr Baelish ve Varys'den oluşuyordu. Ned ilk konsey toplantısında Yedi Krallığın hiç de hoş olmayan bir durumda olduğunu, borç batağı içinde olduğunu öğrenir. Kral Eli Turnuvası yapması için onu zorlarlar. İstememesine rağmen kabul etmek zorunda kalır. Arya yolda olanlara hala çok sinirlidir. Ned kızının 'İğne' isimli kılıcını görür, onunla inatlaşmaktansa kılıç ustası 'Bravos'lu Syrio Forel'den dersler almasını sağlar.

Bu arada Catherine Stark şehre varmıştır. Onu Lord Varys ve Petyr Baelish bulur. Baelish, Catherine'in çocukluk arkadaşıdır ve ona küçüklüğünden beri aşıktır. Catherine, Bran'i öldürmek isteyenin elindeki hançeri gösterdiğinde, Baelish hançerin kendisinin olduğunu ama bir iddiada Tyrion Lannister'a kaybettiğini anlatır. Catherine ve Ned Stark'ın çok güzel bir vedalaşma konuşmaları olur, sanki ikisi de son konuşmaları olduğunu bilerek bakışırlar. Çok sevdim o bölümü... Tyrion Sur'dadır, zevkten ve eğlenceden uzak sur yaşamı ona ne kadar uzaktır anlamıştır.

Dar Deniz'in ötesinde, Khalesimiz Daenerys'in hamile olduğu anlaşılır.

Üçüncü bölümün en sevdğim sözü, kızlarının kavgasından bıkan Ned'den gelir:
'Kız bakmak, savaşmaktan zor'

Sezon 1 Bölüm 4: Cripples, Bastards, and Broken Things


Tyrion, Sur'dan geri dönüşte Kış Yarı'na uğrar. Burada beklediği ilgiyi bulamaz, Bran'in ata binebilmesi için gereken düzeneğin planını verir ve buradan ayrılır. Giderken Theon Greyjoy'un da aklını kurcalamayı ihmal etmez. 

Sur'a yeni bir çocuk gelir, oldukça kilolu ve ezik gibi görünen çocuğun adı Samwell Tarly idir. Tarly'ler eski ve soylu bir ailedir. Sam'in lord babası, Sam ilk doğduğunda çok mutlu olsa da, o büyüdükçe ve şişmanladıkça çok hayalkırıklığına uğramıştır. Cesur ve güçlü bir genç olması için çok uğraşsa da, çabaları sonuç vermemiştir. Sam'i 'ya seni öldürürüm, ya da sur'a gidersin, varisim olmana izin veremem' diye tehdit ederek onu Sur'a göndermiştir. Jon, bu çocuğu kardeşi gibi sever ve onu korumak için elinden geleni yapar. 

Ned, bir konseyden sonra Yüce Üstat Pycelle'e bir önceki sağ kol Jon Arryn'in nasıl öldüğüne dair sorular sorar. Üstat Pycelle,  Arryn'in zamansız ve ani ölümüne anlam verememektedir. Ölmeden önce incelediği kitabı Ned'e verir. Bu kitap, eski soylarla ilgili bir kitaptır. Arryn'in neden bu kitaba baktığını anlayamazlar ama ölmeden önce ağzından düşürmediği bir cümle vardır: 'Tohum Kuvvetlidir' 

Ned, Arryn'in ölmeden önce ziyaret ettiği zırh ustasının çırağını görmeye gider. Gittiğinde, çırağın ne denli Robert'a benzediğini görür, bu aksi çocuk Robert'ın oğludur. 

Kral Eli Turnuvasında, Gregor Clagane karşısındaki şövalyeyi, fena halde öldürür. Clagane, Prens Joffrey'nin koruması Tazı'nın abisidir, aynı zamanda yüzündeki korkunç yaranın da sorumlusudur. Çocukluklarında, oyuncağını aldı diye kardeşinin yüzünü acımasızca yanan kömürlere bastırmıştır.

Catelyn ve ekibi, bir handa mola verdiklerinde, handan içeriye beklemedikleri biri girer, Tyrion. Catelyn, handaki adamları, babasının da saygınlığını kullanarak, Tyrion'u esir almak için kullanır. (Bence bu kitapta yapılmış en aptalca davranıştır, soylu ve asil leydimiz bu hareketiyle, kocasının da başını yakacaktır.) 

Dar Deniz'in ötesinde, Viserys, huysuzlanmaya başlamış, gittikçe daha güçlü ve lider görünen Dany'i rahatsız edip durmaktadır. Fakat güzel Khaleesi Dany, artık eski Dany değildir, o güçlenmiş, içindeki lider ruhu bulmuştur.

Bölümde en sevdiğim replik, Ned ve Serçe Parmak Baelish arasında geçer. Ned şöyle der:
-Lord Baelish, sana güvenmemekte hata etmişim sanırım.
Baelish'in cevabı pek güzeldir:
-Bana güvenmemeniz, atınızdan indiğinizden beri yaptığınız en akıllıca işti. 

Sezon 1 Bölüm 5: The Wolf and the Lion


Catelyn, Tyrion'ı esir almış, kızkardeşinin bulunduğu, Lord Arryn'in yeri olan Kartal Yuvasına götürmektedir. Tyrion 'oraya götüreceğine burada öldür, o artık senin tanıdığın kardeşin değil' der kadına, Catelyn 5 yıldır görmemiştir kardeşini. Kartal Yuvası'na çıktıklarında, (ki dizide hiç gösterilmemiş ama kitapta en zorlu yollardan birisi burası. Yol hakkında baya ayrıntı var, insanlar bu yolu çok zor çıkıyorlar. Catelyn önden çıkıyor, ona soyadı 'Taş' olan piç bir kız yardımcı oluyor. Catelyn kıza baktıkça Ned'in piçi Jon Kar'ı düşünüyor) Catelyn kardeşi Lysa'yı fena halde tırtlatmış bulur. Oğluna gösterdiği ilgi alaka sonunda oğlan da tırlatmış gibidir, çocuk 8-9 yaşlarında ama küçük bir bebe gibidir, hatta dizinin en kötü sahnelerden biri burada bence, oğlan hala annesinin memesinden süt emmektedir. (böyle rolleri yapabilecek ufaklıkları nasıl buluyorlar acaba) Catelyn'in Tyrion'a bir bakışı var orada, amanın ben bu adamı nereye getirdim gibisinden, o da fena halde pişman oluyor ama iş işten geçiyor. Tyrion'u Kartal Yuvası'nın ünlü zindanlarından birine atıyorlar. bir duvarı açık, tabanı eğimli, uçuruma bakan manzaralı bir zindan.

Arya, Dans ve kılıç ustası Syrio'nun, kedi yakalama ödevini uygularken, kendini zindanlarda bulur. Burada kulak misafiri olmaması gereken bir muhabbet duyar, bu iki kişiden biri Lord Varys'dir ama diğerinin kim olduğu belli değildir. Daha sonra Lord Varys'i Serçeparmak ile konuşurken görürüz. İkisi de kurnazlık konusunda birbirleriyle yarışmaktadır. Bu arada gece bekçilerinden biri Catelyn'in Tyrion'u kaçırdığı ile ilgili bilgi verir Ned'e. Bu arada Kral kurulu toplar, konu Dothrakilerin yanındaki Targaryenler ve hamile Dany'dir. Kral Dany'nin erkek bir çocuk dünyaya getirmesinden korktuğu için onu öldürmek için kurulu toplamıştır. Kuruldaki kral yalakaları bu isteği hiç yadırgamadan kabul ederler lakin onurlu ve haysiyetli adamımız Ned, kesinlikle karşı çıkar. Daha doğmamış bir çocuktan korktuğu için Kral Robert'a demediğini bırakmaz ve Kral Eli broşunu masanın üstüne bırakır.  Ned tam kızları da toplayıp gidecekken, Serçeparmak Baelish gelir ve Ned'e Arryn'in ölmeden önce gördüğü son kişiyi göstermeyi teklif eder. Ned en iyi adamlarını alıp Baelish'le gider. Umumhane'de Kral'ın beraber olduğu kızlardan birini ve elindeki çocuğunu görür. Ancak oradan çıkışta kötü bir sürpriz onu beklemektedir. Yakışıklı kral katili Jamie ve adamları kapıya dayanırlar. Tyrion'un esir edilişini onların da kulağına gelmiştir. Ned tüm adamlarını kaybeder, Jamie ile dövüşürken, Jamie'nin adamlarından biri Ned'in bacağına mızrak sokar. (Kitapta Ned ve Jamie dövüşmezler aslında. Jamie adamlarına 'Lord Stark'a bir zarar gelmesin, adamlarını öldürün' der ve çeker gider) 

Sonradan farkettim bu bölümde Denizin Ötesi ve Dany ile ilgili sahne yok hiç.

Sevdiğim sahne:
Ned, Kral'ın Sağ Kolu olma görevini bıraktıktan sonra, Cersei, Kral'ın yanına gelir:
-  Ned Stark'la evliliğin yürümediği için çok üzgünüm. Birbirinize çok yakışıyordunuz.
Kral: - Seni mutlu edebilecek birşey yaptığıma sevindim.
Sonra aralarında garip ve samimi bir muhabbet başlar. Geçirdikleri 17 yılı sorgularlar.

Sezon 1 Bölüm 6: A Golden Crown


Ned uyandığında, Kral ve Cersei başına gelir. Robert Jaime ile uzlaşmalarını, Catherine'in de Lannister'ı bırakmasını salık verir ve onu tekrar Kral Eli yapar ve ava çıkar (çok gerekliymiş gibi).

Tyrion, bütün suçlarını itiraf edeceğini söyler, gerçekten tüm suçlarını tiraf eder, hepsi de oldukça komik ve eğlenceli suçlardır ama aralarında çocuk öldürmeye teşebbüs yoktur. Tyrion Lysa'dan dövüş talep eder. Geldikleri yol boyunca, hem Tyrion'a hem de parasına sempati duyan paralı asker Bronn, onun için dövüşür ve Tyrion, zekası ve parası sayesinde kimsenin kurtulamayacağı Kartal Yuvası'ndan eline kolunu sallaya sallaya çıkar.

Bu arada kralın yokluğunda, Ned görev başındadır. Köylülere saldırılar olmakta, kadın, çocuk demeden hepsini katledilmektedir. Köylülerin tarifi, Sir Gregor Clegane'e (Tazı'nın vahşi abisi) uyar. Ned, çok fevri bir kararla, şövalyelerinden birine 100 adam verir ve Clegane'e ölüm cezası verir. Ned, artık kızları eve göndermenin daha güvenli olacağını bilmektedir, eve gitmek için hazırlnamalarını söyler. Sansa'nın söylediği birşey, kafasında kıvılcım çaktırır, en sonunda meseleyi çözer. Joffrey, Robert'ın oğlu değildir çünkü Lord Arryn'in ölmeden önce incelediği son kitap olan Soyağacı kitabında bu açıkça bellidir. Kralın çocukları aslında Kral Katili Jaime'nin çocuklarıdır.

Dar Deniz'in ötesinde Daenerys'in karnındaki çocuğun erkek olduğunu kanıtlaması için çiğ aygır yüreğinin tamamını yiyebilmesi gerekiyordu. Dothraklar, yüreğin erkek çocuğu güçlendireceğine ve korkusuz kılacağına inanıyorlardı. Pek tabi sevgili Dany bunu da becerir, oğluna ölen abisinin adını koyar, Rhaeger... Mormont, Viserys'i Dany'nin ejderha yumurtalarını çalarken yakalar. Dothrakların yanında istediğini bulmayan Viserys, belki satıp da bir ordu alırım yedi krallığı ele geçiririm diye son umut yumurtaları alıp kaçma planı da suya düşer. Bu kadar aşağılanmak ve kızkardeşinin bu derece ilgi görmesi Viserys'e pek koyar, içer içer kudurur, elinde kılıçla, Dothrakların eğlencesine dalar. (Kılıç Dothraklar için hiç hoş değil, özellikle topraklarında kan dökülmesine çok karşılar) Kılıcına kardeşinin karnına doğrulttuğunda ve tek istediğim altın bir taç diye bağırdığında, çizgiyi çoooktan aşmıştır. Altın bir taca sahip olur gerçekten de, kafasından hiç çıkmayacak bir altın tacı olur.


En sevdiğim replik:
Kral Cersei'nin istediğini yapmayınca yani Ned'i cezalandırmayınca Cersei çıldırır. Kral'a şöyle der:
-Zırhı ben giymeliydim, geceliği de sen. 
Sinirlenen Kral Robert elinin tersiyle indiriverir kadının suratına. Cersei:
-Bunu bir onur madalyası olarak taşıyacağım. der, yüzünü tutarak.
Kral'ın cevabı sert olur:

-Sukunet içinde taşı yoksa seni bir daha şereflendiririm.

Sezon 1 Bölüm 7: You Win or You Die

Jaime, babacığının yanına Tywin Lannister'a koşar. Tywin denen adam hakkaten Lannister'ların en pis ve hain olanı. Jaime'yi bile fena halde haşlıyor, neden Ned'i öldürmedi diye. Baba Lannister'ın en büyük dileği Jaime'yi kral olarak görmektedir. 

Bu arada Krallıkta, çok mühim bir buluşma olur. Ned ve Cersei, biraraya gelir. Bu konuşmada eteklerdeki tüm taşlar dökülür. Ned, kadının sakladığı herşeyi yüzüne çarpar ama Cersei inanılmaz bir soğukkanlılıkla ve sakinlikle herşeyi anlatır. Ki bir sonraki bölümde neden bu kadar sakin olduğunu, Ned'den korkmadığını da anlarız. 

Ardından gelen sahne kitapta yok. Bu sahnede Serçeparmak, umumhanesinde iki fahişeye ders verirken bir yandan da geçmişini, Catelyn'i ne de çok sevdiğini, Ned'İn de ağabeyi olan eski nişanlısının onu nasıl rezil ettiğini anlatır. Kitapta Catelyn'in düşüncelerinden anlatılan bu geçmiş hikayesini, dizide Serçeparmak'tan dinleriz. Biraz abartı bir sahne ama içinde hala sönmemiş Stark nefretini kavrarız bu sahnede. 

Kralımız avından yaralı döner. Bir yaban domuzu tarafından vücudu paramparça edilmiştir, ölüm döşeğindedir. Son dakikalarında, o öldükten sonra oğlu büyüyene kadar Krallığın koruyucusu olması için  Ned'e talimat yazdırır. Ned şaşkındır, zira daha önce Robert hiç bir avını ıskalamamıştır. Krala durmadan şarap içirten çocuğun da bir Lannister olduğunu öğrenince hiç şaşırmaz.   

Kralın ufak kardeşi Renly, gel Lannisterları ele geçirelim, ben kral olayım, yoksa bunlar bizi çiğ çiğ yer der, ama bizim Ned çok onurlu ve gururlu ya kabul etmez. Ama bir yandan da Lannisterlardan tırstığı için Baelish 'den şehir korucularını satın almasını ister. O bu planları yaparken Cersei boş durmamıştır, daha zekice davranmıştır. Joffrey hiç ara vermeden hemen demir tahta oturur. Huzuruna Ned'i çağırır. Ned garibim onları tutsak edeceğini zannederken kendini zindanlarda bulur.   


Dar Denizin ötesinde, Dany kocası Khal Drogo'yu, doğduğu toprakları tekrar ele geçirmesi için ikna etmeye çalışır ama nafiledir çünkü Dothraklar denizden nefret eder, denizi geçmek onlara göre büyük uğursuzluktur. Bu arada Dany, dar denizin ötesinden gemilerle gelen yeni malları görmek için pazar gibi bir yere gider, burada bir şarapçı ona çok özel bir fıçı şarap vermek ister ama şövalye Mormont, bu işte bir tuhaflık sezer. Derken adamın Khaelesi'yi zehirlemeye çalıştığı, Kral'ın uzaklardan görev verdiği adamlardan bir olduğu anlaşılır. Bu duruma çok sinirlenen Khal Drogo, 'siz misiniz karımı öldürmeye çalışan, mahvedicem sizi, o denizlerin üzerinden geçip hepiniz yokedicem, o demir tahtı da oğluma vericem' der. Off çok romantik bu çift hakkaten.

Bu bölümün en üzücü tarafı, Tyrion'u hiç göremedik. 

En sevdiğim replik , Ned ve Cersei arasında geçer bu bölümde:
- Krallığı kendine almalıydın. Jaime, Kral Rıhtımın çökeceği günden bahsetti bana. O Krallığa oturmuş fakat sen onu vazgeçirmişsin, oysa tek yapman gereken basamakları çıkıp oraya oturmaktı. Ne acı bir hata. der Cersei.
-Hayatım boyunca bir çok hata yaptım lakin bu onlardan bir tanesi değildi. diye cevap verir Ned. 
-Hayır, öyleydi, der Cersei. Taht oyunlarını oynadığında, ya kazanırsın ya ölürsün.   



Sezon 1 Bölüm 8: The Pointy End

Lannister adamları, Ned'in kızlarını almaya gelirler. Arya, dans ve kılıç hocası Bravoslu Syrio Forel sayesinde adamların elinden kurtulur ama çıkış yolunda önünü kesen bir çocuğu kılıcı İğne ile öldürmek zorunda kalır. 

Ned Stark'ı zindanda Hadım ziyaret eder, bu muhabbetten anladığımız kadarıyla Hadım'ın hizmet ettiği başkaları vardır, muhtemelen daha önce Arya'nın da kulak misafiri olduğu Zindanlarda konuştuğu adam. Ned, Tyrion Catelyn esiri olduğu için kraliçenin onu öldürmeyeceğini düşünmektedir, Hadım ona gerçeği, Tyrion'un kurtulduğunu söyleyince şansı kalmadığını anlar. 

Sur'larda garip şeyler olmaktadır. Jon'un amcasının adamlarını ölü bulurlar ama ölüler bir gariptir, kokmamaktadırlar ve ayrıca uzun zamandır ölü gibidirler. Jon'a krallıktaki haberler gelir. Pek morali bozulur. Gece olduğunda Jon'un kurdu huzursuzlanır. Buldukları cesetlerden biri ayaklanmıştır çünkü hiç bir türlü öldüremez Jon adamı, en sonunda üzerine ateş attığında başarılı olur.  


Sansa'nın etrafını  Kraliçe ve ikiyüzlü konsey  çevirir. Aklını çelmeye çalışırlar, tek derdi şeytan bakışlı Joffrey ile evlenmek olan Sansa garibim, saçmalar da saçmalar. Neyse yapçak bişey yoktur zaten. Ona annesine ve abilerine mektup yazması için zorlarlar. Mektuplar Robb'a ulaştığında Robb, kendinden beklenileni yapar ve bir ordu toplar. (Kitaba göre Robb'un bir orduya liderlik yapabilmesi çok olağanüstü çünkü 15 yaşında küçük bir çocuk ama maşallah dizideki Robb eşek kadar olmuş.) Robb etrafındaki tüm lordları ve kuvvetlerini toplar. Kartal yuvasında Catelyn kardeşini kendisine destek olması için razı etmeye çalışsa da nafiledir, kadın devekuşu gibi kafasına kartal yuvasına gömmüştür. Catelyn, Robb ve ordusunu bulur. Kitapta bir sürü savaş taktiğini konuşurlar Lannisterları yenmek için.

Tyrion ve bir nevi paralı askeri Bronn, yolda onları öldürmek isteyen Taş Kargaların da aklını çelmeyi başarır, hep beraber babasının ve ordusunun yanına giderler. 

Cersei ve Joffrey, yıllardır Kral koruyuculuğu yapan Sir Barristan'ı görevden alırlar, bu görevi Jaime'ye verirler. Hayatı boyunca bu görevi yapmış olan Sir Barristan bunu kaldıramaz. Ardından Sansa gelr Joffrey'nin huzuruna, tüm masumiyeti ile babası için af diler. Joffrey ise eğer babası günah çıkarır, suçlarını kabul ederse affedeceğini söyler. 

Dar Denizin öte tarafında, Khal Drogo ve adamları bir köyü ele geçirirler. Yalnız bu hayvanat Dothraklar pek vahşidir, tüm kadınlara tecavüz ederler. Ama Dany dayanamaz tüm kadınları himayesine alır. Khal Drogo yaralandığında bu kadınlardan biri Drogo'yu iyileştirebileceğini söyler, ona izin verirler.  


Sezon 1 Bölüm 9: Baelor

Hadım yine Ned'i ziyaret eder, af dilemesini öğüt verir. En azından kızlarının hayatını önemsiyorsa af dilemek zorundadır. 

Robb ve ordusu geçidin önüne gelmişlerdir, geçebilmelerinin tek yolu bu geçidi 600 senedir koruyan Frey'lerden izin almalarıdır. Lord Frey, hiçbirşeyi bedelsiz yapmaz. Catherine, Lord Frey'i görmeye gider, onu ikna etmeye çalışır ve başarılı da olur. Bedeli, Arya'nın Lord Frey'in oğullarından biriyle, Robb'un kızlarından biriyle evlenmesidir.

Dar Denizin ötesinde Khal Drogo iyice kötüleşir. Dany, büyücü kadından Drogo'nun hayatını kurtarması için kara büyü yapmasını ister. Khal'ın adamları huzursuzlanmaya başlar.    

Tyrion babasıyla didişirken, Bronn ona bir fahişe bulur. Tataatamm, işte Sibel Kekilli geliverir, Zayıf ve ceylan gözlü, utangaç ama küstah gülüşlü Shae rolüne pek yakışmıştır. Tyrion (kitapta çok daha önce anlatılan) geçmişi ile ilgili acıklı evlenme hikayesini Shea'ya ve Bronn'a anlatır. Sabahında Robb'un adamları Lannister'lara saldırır ama 20.000 adamla değil, 2.000 adamla. Robb adamlarını kaybeder ama bir ganimetle dönerler savaş alanından: Jamie Lannister ile. Kitapta savaş sahneleri çok daha ayrıntılı diziden. 

Arya, krallığın sokaklarında aç ve susuz dolaşırken, herkes meydana koşar. Çünkü meydana suçlarını itiraf etmesi için Ned getirilmiştir, elleri kolları bağlı olarak. Sezonun en acıklı ve en şok edici sahnesi başlar. Ned, af diler kuduruk halkın önünde Joffrey'den. Sansa ve Arya, babalarının affedileceğini umarken ve tüm izleyici bu kadar önemli karakter ölmez zaten diye rahat rahat izlerken, Joffrey birdenbire ölüm cezası verir, Ned'in kellesi gider. Hikayenin içindeki ve dışındaki herkes şok olur:) Ben hala izledikçe kötü oluyorum. George R.R. Martin, ana karakter de olsa karakterlerine pek acımayan bir adam.  


Sezon 1 Bölüm 10: Fire and Blood 


Kötü haber Robb ve Catelyn'e ulaşır. Catelyn, kocasının acısıyla şimdiki esiri Jaime'nin yanına gider. Jaime Bran'i pencereden aşağı ittiğini kabul eder.  Robb'un adamları Kral olarak Stannis'i kabul edeceklerine, kral olarak Robb'u tercih ederler. Kitapta bu bölümde Catelyn babası ve kardeşi Edmure ile buluşuyor, babasını ölüm döşeğinde görüyor ama bu kısım dizide gösterilmemiş, onun yerine sadece Nehirova'daki diğer lordların Robb'u kral ilan etmesi gösterilmiş sadece.  
  
Sansa'nın artık aklı başına gelmiştir. Joffrey'nin ne halt olduğunu anlar sonunda. Kitapta olmayan bir bölüm var bu kısımda. Joffrey, Sansa'ya zorla babasının ve dostlarının kazığa dikilmiş kafalarını gösterir. Sansa'nın gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştur. O an Sansa, Joffrey'i üzerinde durdukları köprüden aşağı itmeyi düşünür, bunu anlayan Tazı çaktırmadan engel olur. Sansa'nın gözünde yakışıklı prensi, ona işkence eden bir şeytana dönmüştür. 

Arya Sur'a doğru yolculuğa çıkar, bu kervanda Kral Robert'ın piçi olan zırhçı çırağı olan çocukla tanışır.  

Jaime'nin esir alınması Lannister cephesini çok büyük hayal kırıkığına ve moral bozukluğuna sebeb olur. Tywin baba, Tyrion'a kral rıhtımına gitmesini salık verir, çılgın torununun başka saçmalıklar yapmasını önlemek için. Ama fahişesini bizim Sibel'i namı değer Shea'yı götürmesine izin yoktur.

Sur'a da haberler ulaşır, Jon bu duruma çok üzülür, Robb'a yardım etmesi gerekir diye surdan kaçmaya karar verir. Sur'dan kaçmanın cezası ölümdür. Neyse ki surdaki arkadaşları onu kaçarken yakalarlar ve sura geri dönmesi için ikna ederler. 

Dar Deniz'in ötesinde çok acıklı ve duygusal sahneler yaşanmaktadır. Kadının yaptığı kara büyü sonucu Drogo bitkisel hayat gibi bişeye girer, Dany karnındaki çocuğu kaybeder. Tüm Khalasar bunları terkederler, çünkü onlar sadece en güçlü olanı takip ederler. Dany, Drogo'sunu allayıp pullayıp öper, sonra da bir yastıkla onun hayatına son verir. Sezonun ve kitabın en şok edici sahnesi en sonunda yer almaktadır. Dany Drogo'yu yakmak için etrafını çevirir, büyücü kadını da bu çemberin içine bağlar. Ateşin içine ejderha yumurtalarını da alıp girer. Sabah olduğunda Sir Jorah Mormont küllerin içine doğru gider, Khalesi, Ejderha soyundan gelen Daenerys, sapasağlam durmaktadır hem de 3 minik ejderha ile birlikte. 



Notlar:

* Kimdir bu Stannis? Merak içindeyim. Adeta gizemli bir karakter yaratmış. George R.R. Martin. Umarım ikinci kitapta (ya da sezonda) karşımıza çıkar.
* Dizide kızıl saçlı bir fahişe var, ilk önce Kışyarının oralarda, Theon Greyjoy'la görüyoruz, sonra Kral Rıhtımına gidip Serçeparmak Baelish'in yerine gidiyor. Pycelle'in yatağında bile görüyoruz kendilerini. Pek giyinik göremediğimiz bu hatunun kitapta adı bile geçmiyor. Kitapta olmayıp dizide yer bulabilen tek torpilli karakter bu. 


Şimdi sıra ikinci kitap da ardından 2. sezonu izlemekte. 



Susan Sontag - Başkalarının Acısına Bakmak (I. ve II. Bölüm)

Tam da bugünlerde okunması gereken bir kitap. Sadece fotoğrafın felsefesi ile ilgili bir başyapıt sayıldığı için değil, ülkemizin doğusu...