11.10.10

Robert Capa'nın Hayat Hikayesi (11.bölüm)

11.bölüm: Meksika - Hemingway - Londra
video

Bu bölümde anlatılanlar:

Meksika’da istikrarsız bir hava vardı. Amerika’nın dikkatini Avrupa’dan Meksika’ya çekmek isteyen Nazi provakotörleri sayesinde Meksika iyice karışmıştı. Buradaki eylemler Paris’teki Popular Front eylemlerini hatırlatıyordu. Seçimler yaklaşıyor, halk eylemler yapıyordu.

Meksika dönüşü İspanya İç Savaşı’nda sıkı dost olduğu Hemingway’in Sun Valley’deki evine uğradı. Life onun Hemingway ile ilgili haber yapmasını istiyordu. Yazarın evlenmek üzere olduğu Martha Gellhorn ile günlük yaşantısını, oğluyla bıldırcın avlamasını, roman yazışını görüntüledi. Hemingway ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’ romanının telif haklarını o güne kadar bir film hakkı için bir kitaba ödenen en büyük para olan 100bin dolara Paramount Picturs’a satmıştı. Capa’nın filmde Çingene Rafael rolünü oynamasını çok istiyordu. ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’ filminde oynayan Gary Cooper’ı da görüntüledi. Fotoğraflar Life’ta yayınlandı. Dönüş yolunda Günah Şehri denilen ve 308 gece kulübü olan Calumet City’ye uğradı. Orada çektiği fotoğraflar life’ta yayınlanınca bu fotoğraf çok tepki aldı. Bir sonraki sayıda Life, bu fotoğrafın öğleden sonra saatlerinde çekildiğini, çocuğun bar sahibinin oğlu ve elindekinin de gazoz olduğunu açıklama zorunda kaldı.

1941 yılında Londra’lıların hayatta kalma mücadelelerini fotoğraflamak için Londra’ya gitti. Dinah Shean’ın metinlerini yazacağı Capa’nın fotoğraflarında oluşan ‘Battle of Waterloo Road’ isimli kitabı hazırladılar. Kitap için çalışmaya başladıklarında kentin en kötü günlerinin geride kalmış olduğunu gördüler. Akınlar hafiflemiş Almanlar tüm güçleriyle Sovyetler Birliği’ne yönelmişlerdi. Kütabın tüm fotoğrafları o yazın durgunluk günlerinde çekildi. Waterloo Sokağı’nda Rahip Hutchinson ile tanıştılar. Rahip çevresine ışık saçan, çok sevilen bir adamdı. Çatısı bombalarla yerlebir olmuş kilisesinde vaaz vermeye devam ediyordu. Rahip onları Gibbs ailesi ile tanıştırdı. Mr.Gibbs metro istasyonunda polislik yapıyordu. Capa onların yaşantısını ayrıntılarıyla görüntüledi. Londra işçi sınıfının kararlılığını, nezaketini, neşesini ve iyi komşuluğunu Gibbs’lerden daha iyi temsil edebilecek bir aile olamazdı. Capa Gibbs ailesinden onlar da Capa’dan çok hoşlanmışlardı. Capa’nın amatör belgesel fotoğrafçılara öğüdü gayet basitti: “İnsanları sevin ve bunu onların bilmesini sağlayın”

Capa Londra’da Life fotoğrafçısı Bill Vandivert ile dostluğu ilerletmişti.  Sohbetlerinde zaman Capa’nın kötü ışıkta geç saatlere kadar çalışması ve bir düzenlemeye vakit ayırmaması hakkında tartışırlardı. Capa bu tür itirazları şöyle cevaplardı: “Ben güzel resim çekmekle ilgilenmiyorum. Birşeyin ne zaman olacağını bilemezsin. Hava kararmaya yüz tuttuğunda da olabilir. Teknik olarak kötü ama ifadesi güçlü bir görüntüyü, tekniği iyi ama ifadesi zayıf bir görüntüye tercih ederim.”

Hiç yorum yok: