1.10.10

Robert Capa'nın Hayat Hikayesi (2.bölüm)

2.bölüm: Hitler - Paris - Saarland - İspanya

video

Bu bölümde anlatılanlar:

Andre’nin Dephot Ajansı’ndaki talihli dönemi çok uzun sürmedi. 30 Ocak 1933’te Hitler şansöliyeliğe atanınca Naziler de kitle fanatikliğini gözler önüne sermeye başladılar. 27 Şubat’ta Hitler komunist partiyi yasakladı ve dikdatörlük gücünü alabilmek için olağanüstü hal ilan etti. O gün binlerce solcu almaya’yı terketmek zorunda kaldı. Hem bir solcu hem de Yahudi olan Andre zaten sokaklarda ihanete uğramaya başlamıştı ve bu son gelişme karşısında Almanya’yı terketmek zorunda kaldı. Önce Budapeşte’ye ailesinin yanına döndü, kısa bir süre sonra da Csiki adlı arkadaşıyla beraber Paris’e gitmeye karar verdiler. Pairs’te de başlarda çok sıkıntı çektilerde hatta başlarda karınlarını doyurmak için küçük hırsızlıklar bile yapmak zorunda kaldılar.

Andre bu yıllarda Paris’te çevre bulabilmek amacıyla Cafe Du Dome isimli bir cafeye takılıyordu. Cafe Du Dome bir cafeden çok bir göçmen merkezi, iş bulma birosu, yeni fikirlerin konuşulduğu bir forumdu adeta. Bu cafede iki fotğrafçı ile arkadaşlık kurmaya başladı. İlk önce Chim lakabıyla tanınan David Seymour ile tanıştı. Chim zeki, hassas, yetenekli, yahudiliğe bağlı utangaç bir Polonyalı idi. Chim onu daha sonra Henri Cartier Bresson ile tanıştırdı. Bresson uzun boylu, iyi eğitim almış, aristokrat ama özgür ruhlu ve sınıfına isyan eden bir fotoğrafçıydı. Bu üç arkadaş politika ve fotoğraf hakkında konuşarak saatler geçirirlerdi. Birbirlerine cesaret vererek birbirlerinden çok şey öğrendiler.


Andre Paris’te 1934 ilkbaharında Avrupa’nın en başarılı ve saygın fotoğrafçılarından biri olan Andre Kertesz ile tanıştı. Kertesz Alman resimli dergilerine Fransızların evabı olan Vu Dergisine katkıda bulunanların başında geliyordu. Andre ve Kertesz arasında güçlü bir bağ ve sevgi oluştu. Kertesz ona gerçek anlamda fotoğrafçılığı öğretti. Andre onun liderliğinde bir Leica makine alıp kalabalığın arasına sızmaya başladı.

Bu yıllarda yaptığı bir çalışma Saarland'de oldu. 13 Ocak 1935'te Saarlıların bölgelerinin siyasal kaderini belirleyecek bir referandum yapılacaktı. Burası kömür zengini, sanayileşmiş ve halkın çoğunluğunun Almanca konuştuğu bir bölgeydi. Bölge Birleşmiş Milletler gözetiminde Fransızlar tarafından yönetilmekteydi. Fakat Saarlılar daha yüksek ücret ve istihdam vaat eden Almanya ile birleşmek istiyorlardı. Vu, Saar haberini iki kısım halinde yayınladı. Andre'nin Fransız basınındaki bu çıkışı etkileyici olmuştu.

Andre 1935 baharında ilk defa İspanya’ya gitti. 14 Nisan’da İspanya Cumhuriyetinin 4. Yıldönümü kutlamaları yapılıyordu. Bu kutlamaları Madrid’de izleyen Andre ardından Sevilla’ya giderek burada kutsal hafta kutlamalarını izledi. İspanyolların zevkli ve eğlenceli hayatına hayran kaldı. Çok fotoğraf çektiği gibi parası yettikçe eğlencelere de katıldı. Çocuk yaşlı demeden İspanya’da pekçok fotoğraf çekti. Daha sonra Paris’e dönerek fırsat buldukça sokaklarda fotoğraf çekti. Bu yıllarda çektiği fotoğrafların daha çok çocuklar üzerinde yoğunlaştığını görürüz. Yetişkinlerin dünyasına meraklı gözlerle bakan çocuklar vardır karelerinde. Fakat bu yıllarda fotoğraflarını satamıyor, kimi zaman fotoğraf makinesini bile rehinciye vermek zorunda kalıyordu. Bu sıralar küçük işler yaptı. Paris’te yaşam konulu fotoğraflar çekiyordu. At yarışlarını, sinemaya girme çabasında olan insanların ünlülerin taklidini yaparak yeteneklerini gösterdikleri Cine Crochet’i çekti. 

Hiç yorum yok:

Susan Sontag - Başkalarının Acısına Bakmak (I. ve II. Bölüm)

Tam da bugünlerde okunması gereken bir kitap. Sadece fotoğrafın felsefesi ile ilgili bir başyapıt sayıldığı için değil, ülkemizin doğusu...